GönderenKonu: Kara Kıtanın Özgürlük Savaşçısı: Malcolm X  (Okunma sayısı 3263 defa)

08 Eylül 2011, 23:26:29
  • Çevirmen
  • Has Moro
  • ****
  • İleti: 388
  • 151 Mesajı Toplam
    314 Kere Beğenildi


Malcolm X  ( 1925)- (1965) (El Hacc Malik-El Şahbaz)
--------------------------------------------------------------------------------
Amerikalı Siyahların önde gelen ismi olan Malcolm X 1925 yılında Nebraska eyaletinin Omaha şehrinde dünyaya geldi.Önceleri Harlem'de sıradan bir adi suçlu gibi yaşayan Malcolm X 1952'de Black Muslims hareketine girerek İslamiyetle tanıştı.Fakat o dönemde Siyahlara karşı uygulanan ayrımcı politikalar onu ırkçı bir çizgiye soktu.Mensubu bulunduğu cemaatin çizgiside tamamiyle Beyaz Amerikalılara düşmandı.Malcolm X önceleri cemaatinin toplantılarını ve propaganda çalışmalarını yürütürdü.Malcolm X cemaatinin lideri Elijah Muhammed'le daha sonraki yıllarda ters düştü.1964 Martında Elijah Muhammed'le yollarını ayırdı.1964'de Afrika-Amerika Birliği örgütünü kurdu.Aynı yıl Afrika ve Ortadoğuya birtakım geziler düzenledi, Mekke'de Hac görevini yerine getiren Malcolm X artık evrensel bir çizgide mücadelesini vermeye başladı. 1965'de failleri günümüzde de bulunamayan New York'da bir suikaste kurban gitti. Hala adından söz ettiren Malcolm X'in hayatı yönetmenliğini Spike Lee'nin yaptığı ve kendisini Denzel Washington'un canlandırdığı 1992 yapımı bir sinema filmine konu olmuştur.



“Aslanlar kendi tarihçilerini çıkarana kadar, av hikâyeleri
her zaman avcıyı övecektir”
(Afrika atasözü)


Malik El- Şahbaz… Onu ilk gördüğümde bir sinema sahnesinin tam ortasındaydı. Kendi filminin içinde, siyahın en öfkeli tonunda… Denzel Washington, Molcolm X rolündeki unutulmaz performansıyla o filmde bana çok şey anlatmıştı. Sonra hayatını okudum, resimlerini gördüm. Muhammed Ali, ringlerde fırtına gibi eserken Malcolm arkasında dimdik duruyordu…

Bildiğim gördüğüm Müslüman profiline benzemiyordu… Mağrurdu, dik başlı, kararlı ve hırçın bir görüntüsü vardı… Ona “Amerika’nın en öfkeli adamı” diyorlardı ve o, bunu inkâr etmiyordu. İyi giyiniyordu her fotoğrafında şık görünüyordu, insanı etkileyen bir duruşu vardı, kararlılık abidesi gibiydi. Bir fikre saplanıp kalmamıştı, hayatını değiştirecek, hayatını yönlendirecek, hayatına mal olacak kararlar vermişti. İslam’ı seçerken de, İslam adına lider saydığı kişinin günah işlediğini görüp karşı çıkarken de, öldürüleceğini bile bile kürsüye yürürken de cesurdu…

Zenci bir papazın kapkara oğlu olarak Nebraska’da doğdu. Genç yaşta babası beyazlar tarafından öldürüldü. Hızlı bir gençlik geçirmişti, “Koca Kızıl” lakabıyla mafyada ortalığı kasıp kavurdu. Hapse girdi… Malcolm’un hayatının dönüm noktası da burasıdır. Burada tanıştığı Müslüman zenciler ona Elijah Muhammed’i ve İslamiyet’i anlattı.

O günden sonra her şeye yeniden başladı. Eline bir sözlük alıp, ilk harfinden son harfine kadar okudu… İşte söz üstadı olmanın ilk basamağı... Bu basamaktan kitleleri konuşmalarıyla yönlendiren, etkileyen, insanların dinlemek için salonları doldurduğu Malcolm X ortaya çıktı.

Bu kara kıtanın öfkeli adamı Zenci olmanın utanılacak bir şey olmadığını adeta haykırdı. Çünkü o yıllarda “Zenci” demek köle demekti. Zenci olmak otobüslerde kendilerine ayrılmış yerlere oturmak zorunda olmak, beyazların olduğu kafelere, salonlara, özel mülklere hatta kiliselere girememek demekti. Aşağılanmak ve buna tahammül etmek zorunda olmak demekti. Bu durumun en iyi ifadesi “Köpekler ve zenciler giremez” tabelasıydı.

İşte Malcolm bu insanlara kendi tarihlerini, yani unutturulan tarihlerini anlattı. Atalarının yük vagonlarıyla birer hayvan gibi bir kıtadan diğerine taşındığını, milyonlarcasının bu yolculukta öldüğünü, hayatta kalanları ise ölümden daha kötü bir sonun karşıladığını... Ve tüm sistemi yeniden sorduladı:

“Öncelikle bilmek istiyoruz: Neyiz? Nasıl olduk? Nereden geldik? Oradan nasıl geldik? Kimleri geride bıraktık ve onlar orada ne yapıyorlar? Bunlar bize söylenmedi. Buraya getirildik ve tecrit edildik - en komik olanı da “ayrımcılık”tan ve "tecrit'ten bizi suçluyorlar. Kimse sizden ve benden daha çok tecrit edilmiş değil. Dünyada bir halkı ayırmakta ve tecrit etmekte demokratik sistem dedikleri bu sistemden daha başarılı bir sistem yok ve siz ve ben bunun en iyi örneğiyiz. İnsanlarımızdan ayrıldık ve uzun zamandır burada tecrit edildik.”

Onun önünde ezilmiş, hor görülmüş, sindirilmiş yığınlar vardı. Ve hatta bu yığınların bir kısmına bu köle hayatı, onların hak ettiği yaşam biçimi gibi anlatılmış ve bu çaresiz insanlar, Hıristiyan rahiplerin “Sana tokat atana diğer yanağını çevir” masallarıyla hakkını arayamaz hale getirilmişlerdi. Birçoğu “ben bir zenciyim ve bununla yaşamalıyım” diyordu. İşte bu haldeyken O Öfkeli Adam onları kendine getirdi:

"Kimse size özgürlüğü veremez. Kimse size eşitlik, adalet ya da başka bir şey veremez. Erkekseniz gidin ve kendiniz alın."

"Barışçıl olun, kibar olun, kurallara itaat edin, herkese saygılı olun; fakat biri size dokunacak olursa onu mezara gönderin”

Şiddet yanlısı değildi, öyle görünüyordu, öyle tanıtılıyordu, ama öyle değildi. Kimsenin hakkını yemem kimseye hakkımı yedirmem düşüncesiyle hareket ediyordu.
"Evet, ben aşırıyım; çünkü benim halkım, bu ülkede aşırı derecede kötü durumda!"
Onun bu gür sesi yankısını buldu, yüz binlerce zenci onun etrafında toplandı. Fakat bu durum birilerini rahatsız etti, onun giderek daha geniş bir etki alanına sahip olması, İslam’ı kendi dini gibi anlatan, İslam adına zenci milliyetçiliği yapan ve kendini Peygamber ilan eden, cemaatinin lideri Elija Muhammed’in konumunu tehlikeye sokuyordu. Elija’nın zina yaptığı söylentileri üzerine Malcolm’un durumu araştırması ve bu konuda liderine karşı çıkması bardağı taşıran son damla oldu. Cemaati tarafından konuşma yasağı getirildi. Bunun üzerine Malcolm X hacca gitmeye karar verdi. Bu vesileyle Afrika’yı dolaştı, diğer Müslümanları tanıdı ve hacda, o büyük buluşmada, Allah indinde ne siyah’ın beyaza ne beyazın siyaha hiçbir üstünlüğü olmadığını anladı:

“Dünyanın dört bucağından on binlerce hacı ile birlikteydim. Mavi gözlü sarışınlardan siyah derili Afrikalıya kadar bütün renkler kaynaşmıştı. Fakat hepsi insanların birlikteliğini, tek bir ruh halinin ibadeti içinde idiler. Bu benim Amerika'da siyah ile beyaz arasında göremediğim, fakat görülmesi kaçınılmaz olan ve mümkün olan bir manzaraydı.

Amerika, İslâm'ı tanımalı, anlamalı ve bilmelidir. Çünkü sadece bu din toplumdaki ırk, renk, insanlar arasındaki ayırımı kökten reddetmektedir. İslâm ülkelerine yaptığım gezilerde konuştuğum insanlar ve hatta beraber yemek yediğim beyaz Amerikalılar kafalarındaki beyaz ayırımcılığın İslâm ile tanıştıktan sonra yok olduğu söylediler.”

Ve bu yolculuktan ülkesine döndüğünde şunları söylüyordu:
"Ben ırkçıydım ve İslâmiyet’i ancak o şekilde benimsemiştim. Fakat Hz. Muhammet (SAV) ve Hz. İbrahim'in (AS) yaşadıkları kutsal ülkeleri ziyaret ettikten sonra şimdi gerçek bir Müslüman oldum. Artık eski ırkçı değilim."

Bu sözler onu şahadete götüren süreci başlatıyordu. Cemaatinden ayrılıp İslam Misyonu Örgütü’nü kurdu. Hikmet-i ilahiye bakın ki kendini peygamber ilan eden ve Malcolm’un ölüm emrini veren Elija Muhammed’in oğlu, Wallace D. Muhammed de gerçek İslam’ı tanıyıp Malcolm’un saflarına geçmişti.
Malcolm X hacc dönüşü adını da değiştirmiş El-hac Malik El-Şahbaz ismini almıştı. Kurduğu yeni örgüte beyazları da kabul ediyor ve gerçek İslam’ı anlatıyordu.

Ve şahadet vakti geldi. 21 Şubat 1965’te Detroit şehrinde bir konferans düzenleyecekti. Ona hayatının tehlikede olduğunu, kendisine suikast düzenleneceği, konuşmasının riskli olduğu söylendi. Ama o yolundan dönmedi ve kürsüye doğru yürüdü. Eski cemaatine mensup milliyetçi siyahlar, konuşmanın hemen başında onu şehit ettiler. Vücuduna on altı kurşun isabet etmişti…
Ölüm haberini gazeteler şöyle veriyordu: “Malcolm meteliksiz öldü!”
Bir dava adamına yakışır şekilde…

Ölümünden sonra… Elbette davası yarım kalmadı. Örgütün başına Wallace D. Muhammed geçti. Diğer İslam cemaatleriyle birleşip güçlendi. Halen etkisini ve ağırlığını koruyor…

Malcolm X, kimine göre lider, kimine göre hain, kimine göre zenci ve kimine göre siyah bir tehlikeydi. Ama herkes çok iyi biliyordu ki o tam bir Müslüman’dı; öyle yaşadı, öyle öldü…


Smyy 'nin Mesajlarını Beğenen 4 Kullanıcı: reyyan_c (01 Nisan 2013, 00:12:58), smee (25 Haziran 2012, 20:02:35), LordOfTears (09 Mayıs 2012, 02:39:54), fatimas_hand (09 Eylül 2011, 11:34:05)
25 Haziran 2012, 20:02:12
Yanıtla #1
  • Çevirmen
  • Hatırı Sayılır Moro
  • ****
  • İleti: 183
  • 57 Mesajı Toplam
    110 Kere Beğenildi
Bir taş at.
Bir taş daha at.
Bir şiir ateşle.
Bir yumruk yükselt.
Sesini yükselt.
Bir çocuk yetiştir.
Bir maske tak.
Duvara bir slogan yaz.
Şehitleri an.
Bir hayal kur.
Bir barikat kur.
Tarihine sahip çık.
Sokaklara sahip çık.
Bir slogan at.
Bir kurşun at.
Bir tohum ek.
Bir ateş yak.
Bir cam kır.
Terle.
Sahte belge düzenle.
Bir bildiri bastır.
Bir kanun kaçağını barındır.
Bir yara sar.
Bir dosta sevgi göster.
Silahını temizle.
Hakikati söyle.
Bir miting düzenle.
Arkanı kolla.
Gökyüzüne bak.
İz bırakma.
İşçilerden öğren.
Bir yoldaşa öğret.
Bir hücreyi ziyaret et.
Bir savaş esirini kurtar.
FBI'ın gizli dosyalarını çal.
Kendi kalbini çal.
Parolayı aklında tut.
Bir aynasızı silahsızlandır.
Bir füzeyi çalışmaz hale getir.
Bir fıkra anlat.
Bir plan yap.
Bir ümit ışığı gör.
İsmini değiştir.
Bir teoriyi test et.
Bir dogmaya meydan oku.
Korkunu kullan.
Bir damla gözyaşı akıt.
Haritayı incele.
Hainlerle hesaplaş.
Ağırlığını hakkıyla taşı.
Biraz daha ağırlık kazan.
Sevmek için mücadele et.
Sevdiğini bir daha söyle.


smee 'nin Mesajlarını Beğenen Kullanıcılar: kaf dagli (26 Haziran 2012, 00:32:39)
Etiket: